Erdoğan’ın 2025’i “Aile Yılı” ilan etmesiyle birlikte, LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemi ve ötekileştirici politikalar kamusal alanda belirgin biçimde yoğunlaştı. 2026–2035 döneminin “Aile ve Nüfus 10 Yılı” olarak ilan edilmesi, bu baskıcı yaklaşımın süreklilik kazanacağını gösterir nitelikte. LGBTİ+‘ları “aile yapısını tehdit eden küresel bir ideoloji” olarak çerçeveleyen Gökkuşağı Faşizmi belgeseli, tabii platformunda yayımlandı.

Kamu yayıncılığı yapmakla yükümlü TRT’nin dijital platformu tabii’de 18 Ocak’ta yayımlanan Gökkuşağı Faşizmi, LGBTİ+ topluluklarına yönelik ayrımcı söylemleriyle tartışma yarattı. TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı tarafından aile kurumuna “savaş açan ideolojik kuşatmayı” ifşa eden bir yapım olarak tanımlanan belgesel tepki topladı.

Trans Onur Haftası Komitesi, belgeselin LGBTİ+’ları toplumsal sorunların sorumlusu gibi gösterdiğini belirterek, yoksulluk, devlet politikaları ve şiddetin gerçek tehditler olduğunu vurguladı. Komite tabii platformunu ve nefret ürettiğini düşündükleri politika araçlarını boykot etme çağrısı yaptı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi LGBTİ+ Komisyonu konuya ilişkin açıklamasında Gökkuşağı Faşizmi’nin tanıtım dilinden itibaren LGBTİ+’ları açık biçimde “tehdit”, “sapkınlık” ve “düşman” gibi ifadelerle damgaladığını belirtti. İHD açıklamasında, kamu gücü ve kamu kaynaklarıyla yürütülen bir yayıncılık pratiğinin bu tür nefret dilini yaymasının, toplum içinde ayrımcılığı ve şiddeti tetikleyebileceğine dikkat çekilerek “Söz konusu içerik ‘ifade özgürlüğü’ altında korunamaz. İnsan hakları hukuku, ifade özgürlüğünü korurken; ayrımcılığı, düşmanlığı ve şiddeti kışkırtan söylemlere karşı da devlete önleyici sorumluluk yükler” denildi. TRT yönetimini ve tabii platformunu içeriği yayından kaldırmaya, RTÜK ve ilgili idari otoriteleri nefret söylemine karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çağıran İHD, ayrıca toplumun bir kesimini hedef alan bu tür içeriklere yönelik etkin soruşturmalar yürütülmesini talep ediyor.

Dijital platformlara ‘milli ve manevi değerlere aykırılık’ cezaları

İktidarın sansür aracı hâline gelen Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), yılın ilk ayında yine dijital platformlara ceza yağdırdı. HBO Max’e, Jasmine (2025- ) dizisinin bazı bölümlerinde yer alan sahnelerin “millî-manevi değerlere ve genel ahlâka aykırı” olduğu gerekçesiyle yüzde 5 idari para ve katalogdan çıkarma cezası verildi. Aralık 2025’te de “aile yapısını hedef aldığı, millî ve manevî değerlerle çeliştiği, genel ahlaka aykırı unsurlar içerdiği” gerekçesiyle inceleme altına alınan dizi hakkında katalogdan çıkarma yaptırımı ve en üst sınırdan idari para cezası uygulanmıştı. Dizinin ilk bölümünün ardından 2, 4 ve 6. bölümleri de yayından kaldırıldı.

RTÜK, MUBI’ye de Ira Sachs imzalı Pasajlar (Passages, 2023) filmindeki bazı sahnelerin “millî-manevi değerlere ve genel ahlâka aykırı ve müstehcen” olduğu gerekçesiyle katalogdan çıkarma ve yüzde 5 idari para cezası kesti.