İşçi Filmleri Festivali’nin 20 yılında birçok festival dostunun yolu festivalle kesişti. Bugüne kadar festivale yüzlerce kişi emek verdi. Festival yolculuğuna eşlik eden herkesin anı torbasında biriktirdiği birçok ilginç olay olduğuna eminim. Festivalin en başından itibaren 20 yıl boyunca festival yürüyüşünde dostlarımla yoldaşlık ettim. Ben de kendi torbamda biriktirdiklerimi sizinle paylaşmak istedim.

Yıl 2006

Birinci İşçi Filmleri Festivali açılış gecesi için 3 Mayıs 2006 tarihinde yapılmak üzere Yeni Melek Gösteri Merkezi ile etkinlikten aylar önce bir sözleşme imzaladık. Gösteri merkezinin yetkilileri
etkinlik başlamadan birkaç ay önce komitemize ulaşarak ‘’başka bir uluslararası bir müzik organizasyonu sadece sizin istediğiniz tarihte gerçekleşebiliyor. Etkinlik tarihini bir gün önce olacak şekilde değiştirir misiniz?‘’ diye sordular. Önce bu teklifi kabul etmedik.

Sonra tekrar aradılar ve zor durumda olunduğunu ve organizasyonu yapan şirketin Yeni Melek Gösteri Merkezine ödeyeceğimiz kira bedelinin yarısını ödeyeceklerini söylediler. Bu defa teklifi yeniden değerlendirdik ve istedikleri bir günlük değişikliği yapmayı kabul ettik. Böylece açılışımız 2 Mayıs 2006 tarihinde Yeni Melek Gösteri Merkezi’nde gerçekleşti. Bu anıyı hatırladığımızda gülerek şu soruyu birbirimize hala sorarız: “Tekrar hayır! deseydik acaba paranın tamamını öderler miydi?”

Sonradan afişlerden öğrendik ki uluslararası müzik organizasyonu bizlerin de ilgi ile takip ettiği Alan Parsons Project’in konseriymiş.

2 Mayıs 2006 yılındaki açılışımızın onur konuğu Vedat Türkali idi. Festival komitesinden bir grup arkadaşla evine giderek kendisini davet ettik. Festivale özel bir konuşma yapacağını ancak ilerlemiş yaşı nedeni ile uzun süre ayakta duramayacağı için sahneye bir koltuk getirmemizi istedi. Sinemamızın ilk işçi filmi “Karanlıkta Uyananlar” ve “Güneşli Bataklık” filminin senaristi olarak bu filmlerin öykülerini müthiş akıcı bir konuşma ile sahnedeki koltuğundan 1500 kişiye anlattı. Gecenin sonunda içinde kendisi ile ilgili bir akademisyenin hazırladığı uzun bir tanıtım yazısının da olduğu festival kataloğunu hediye ettik. Festival komitemiz adına Tufan Sertlek, Özlem Güngör ve Nalan Ulutürk Vedat Türkali’ye teşekkür ziyaretine gittiklerinde oldukça sert bir eleştiri ile karşılaşmışlar. ‘Ben ölmüş müyüm? Neden benimle konuşmadan böyle şeyler yazmış bu hanım kızımız! Hadi o yazdı. Siz niye bunu yayınlayarak bu yanlışı yaydınız? ‘ demiş. Bizim kataloğumuzdaki yazıda Vedat Türkali’nin bir dönem Cumhuriyet Gazetesi’nde çalıştığı yazıyordu. Halbuki bu gazetede hiç çalışmamış ve bu onun en hassas olduğu konuymuş. Aldığımız bu dersten sonra yayınlarımızı hazırlarken bir yanlışın taşıyıcısı, tekrarlayıcısı olmamak konusunda çok daha özenli olduk.

Çevirmen ve akademisyen Çağlar Tanyeri, babası Kaya Tanyeri’nin tavan arasında eski 8 mm filmlerinin bulunduğunu söyleyerek bunları bizimle paylaştı. Festival komitesi olarak bu filmleri telesine işlemiyle dijitalleştirdik. Dijitalleştirdiğimiz görüntüleri izleyince iki büyük sürprizle karşılaştık. Bunlardan biri, Kaya Tanyeri’nin 1 Mayıs 1977’de çekip kurguladığı filmiydi.

Filmde, özellikle Beşiktaş Dolmabahçe’deki yürüyüşte sinemacıların, sanatçıların ve oyuncuların 1 Mayıs mitingi öncesindeki coşkusu görülüyordu. Taksim Meydanı’na kadar olan yürüyüş sürecini
kaydeden Kaya Tanyeri, konuşmalar başladığında çekimi durdurup alandan ayrılır. Ne yazık ki, 1 Mayıs 1977 katliamını görüntüleyemez.

Ancak daha sonra yaptığı kurgu ile, döneme ait fotoğrafları ve ünlü Görevimiz Tehlike filminin repliklerini kullanarak, katliamın arkasındaki dış güçler bağlamını vurgular. Kaya Tanyeri’nin
tavan arasında 25 yıl boyunca unutulmuş bir diğer filmiyse, Güneşe Dönük Kamera adlı belgeseldi. 1978 yapımı, Vedat Türkali’nin senaryosunu yazdığı, Süreyya Duru’nun yönettiği Güneşli Bataklık filminin kamera arkası görüntülerinden oluşan bu belgesel, 1979 yılında çekilir. Kaya Tanyeri, film setinde çekim sürecini belgeleyerek, oyuncularla ve senarist Vedat Türkali ile röportajlar yapar.

Büyük ihtimalle, Türkiye’de bir sinema filmine dair çekilmiş ilk kamera arkası belgeseli olan bu film, Güneşli Bataklık filmiyle birlikte İşçi Filmleri Festivali’nde gösterildi.

Sevgili Dinçer Aslan ve Özgür Mut Yeşilçam Sineması’ndaki gösterimlerinden sorumlu idiler. Kendilerine o salonda gösterilecek filmleri DVD çantasında teslim almışlardı. O yıllarda her gösterim salonunun filmleri bileğe takılan DVD çantalarında salon sorumlularına teslim ediliyordu. Dinçer ve Özgür gösterimden sonra evlerine dönerken, Beşiktaş’taki trafik lambalarında çanta bir şekilde Özgür’ün elinden fırlayıp yola düşmüş ve o anda geçmekte olan otobüs çantayı çiğnemiş. Otobüstekiler bomba zannederek bir panik yaşamışlar. Tabii ki tüm filmler kullanılmaz hale gelmiş. Gece yarısı tekrar yeni kopyalar yapmak durumunda kalmışlar. Geçen yıl Bandırma İşçi Filmleri Festivali’nde karşılaştığım Dinçer ile o günü gülerek andık. Dinçer ‘yaşadığımızı olduğu gibi festival ekibine anlatsak kimse inanmaz. En iyisi bir yerde unuttuk diye yalan mı söylesek acaba’ demiş Özgür’e. Otobüsün DVD çantasının üzerinden geçtiği anı ve sabaha kadar filmleri yetiştirme stresini hala unutamadığını söyledi.

Yıl 2007

İkinci İşçi Filmleri Festivali’nin açılış gecesi 2 Mayıs 2007 tarihinde Emek Sineması’nda gerçekleşti. Timur Selçuk’un piyanosu ile 1 Mayıs Marşı’nı söylediğinde seyircinin coşkusu görülmeye değerdi. Bu etkinlik için Emek Sineması’na piyano getirmek durumunda kaldık. Piyano taşımanın zahmetli ve pahalı bir iş olduğunu o zaman bu deneyimle öğrenmiş olduk. Gecenin diğer konuğu 1 Mayıs Marşı’nın bestecisi Sarper Özsan, marşı besteleme sürecini sahnede anlattı.

Yıl 2008

Üçüncü İşçi Filmleri Festivali’nin açılışı için bir tören yapılmadı ama 7 Mayıs 2008 akşamı Emek Sineması’nda özel bir gece düzenledik. Ama 2 Mayıs tarihine alışkın olan seyirciler Fransız Kültür Merkezi’nde yapılan ilk gösterime açılış gecesi zannederek çok yoğun ilgi gösterdiler. Bu deneyimden sonra festival gecelerimiz hep festivalin ilk gününde yapıldı. Festivalin kapanış etkinliğimizin sunuculuğunu oyuncu Yetkin Dikinciler yaptı. Moğollar müzik grubundan Cahit Berkay ile Emrah Karaca da bir konser verdiler. Emek Sineması’nın oldukça yüksek olan kira bedelini Şişli Belediyesi’nin üstleneceğini, başkan yardımcısını ziyaret ettiğimizde bizzat kendisi söylemişti. Geceye gelen başkan yardımcısına sahneden de teşekkür ettik.

Ancak festival sonrası görüştüğümüzde belediyenin bu ödemeyi yapamayacağını söyleyerek bizi yüzüstü bıraktı. Emek Sineması işletmecisine olan borcumuzu ödemekte çok zorlandığımızı hatırlıyorum.

Yıl 2009

Dördüncü yılımızın açılış gecesi yine Yeni Melek Gösteri Merkezi’nde oldu. Açılış gecemizin onur konuğu Kanada’da yaşayan belgesel yönetmeni İshak Işıtan idi. Sunucumuz Bennu Yıldırımlar sahneye İshak Işıtan ile birlikte Sırrı Süreyya Önder’i de kendisine bir çiçek vermek üzere çağırmıştı. Yıllar sonra Türkiye’ye ilk defa gelen yönetmen, tüm heyecanı ile 34 kişinin öldürüldüğü 1 Mayıs 1977 mitinginde nasıl çekim yaptığını, uzak doğu sporları ile kendisini nasıl koruduğunu dakikalarca anlatmış, çiçek verme serenomisi oldukça uzamış, düzenleme komitesinde sahne akışından sorumlu olan sevgili Özlem Güngör çok zor anlar yaşamıştı.

Yıl 2010

2 Mayıs 2010 tarihinde Beşinci Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin açılış gecesi Yeni Rüya Sineması’nda yapıldı. Festivalde her yıl olduğu gibi o yıl da sinema ve emek alanından çeşitli isimlere teşekkür plaketleri verildi. Festivalin onur konuğu Türkan Şoray’a, Türk sinemasına yaptığı katkılardan ötürü teşekkür edilirken, festivalin maskotu Karagöz ve Şarlo’nun illüstratörü Aydan
Çelik, festival adına Sultan’a bir armağan olarak “al yazma” sundu.

Türkan Şoray’ın festivalimize konuk olmasında, kendisiyle bir televizyon programında birlikte çalışan Nuh Köklü’nün payını anmadan geçemem. 2015 yılında, Kadıköy’de sadece kartopu oynadığı için faşist bir esnafın saldırısı sonucu hayatını kaybeden sevgili dostumu burada bir kez daha özlemle anıyorum.

Yıl 2012

İşçi filmlerinin en önemli yönetmenlerinden Ken Loach ve onun 1996 yılından itibaren tüm filmlerinin senaristi Paul Laverty uzun süredir radarımızdaydı. Onlara ulaşmak istiyorduk. ABD’deki İşçi Filmleri Festivali düzenleyicilerinden dostumuz Steve Zeltzer’den Paul Laverty’nin iletişim bilgilerini temin ettik. 2011 yılında festival ekibimizden Funda Başaran ile beraber İspanya’nın Madrid şehrinde yaşayan Paul Laverty ile buluştuk. Kendisini festivalimize davet ettik. Yedinci İşçi Filmleri Festivali’nin konuğu olarak İstanbul’a geldi. Festival ekibimizle 1 Mayıs’ta Taksim meydanındaki mitinge katıldı. 2 Mayıs 2012 tarihinde açılış gecemize ve 3 Mayıs günü de bir söyleşiye katıldı. Çok izlenen bir televizyon haber kanalında canlı yayın konuğu oldu. Gazete ve dergilerde kendisi ile yapılan röportajlar yayınlandı, ABD’den Fukishima Asla filminin yönetmeni Steve Zeltzer, Harvard’ın Saklı Tarihi filminin yönetmeni Shin Eun-jung, Hindistan’dan Trans Halinde filminin yönetmenleri Ekta Mittal, Japonya’dan Fumiaki Kojima 2012 yılındaki festivalin diğer uluslararası konukları idi.

Yıl 2013

İşçi filmlerinin yönetmeni Ken Loach’a da Paul Laverty aracılığı ile bir yıl sonra ulaştık. Festival gönüllüsü gazeteci Mahmut Hamsici Londra’da Ken Loach’ı ziyaret ederek bir plaket verdi ve bir söyleşi gerçekleştirdi. Ken Loach’ın İşçi Filmleri Festivali’ne gönderdiği video mesajını 2 Mayıs 2013 tarihindeki Sekizinci Uluslararası İşçi Filmleri Festivali açılış gecesinde seyircilerimizle paylaştık.

Yıl 2014

Ankara Mamak’ta, eski bir yazlık sinema alanını, İşçi Filmleri Festivali gösterimi için yeniden düzenledik. Geleneksel yazlık sinemaların ruhunu yaşatmak adına alanı renkli ampullerle süsledik ve tahta sandalyelerle donattık. Mamak Halkevi’nden festival dostları, mısır ve frigo yerine, kendi elleriyle yaptıkları gözlemeleri izleyicilere ikram ettiler. Günler öncesinden, 5 Mayıs 2014 akşamı Yılmaz Güney’in Umut filminin gösterileceği duyurulmuştu. Gösterim saati geldiğinde yazlık sinema tamamen doldu. Film başladığında ise büyük bir sürprizle karşılaştık: Perdede Yılmaz Güney’in Umut’u yerine, 1989 yapımı aynı adlı başka bir film vardı. Filmin temininden sorumlu arkadaşımız, son anda bir DVD-CD satıcısından filmi satın almış, ancak kontrol etmeyi ihmal etmişti. Ani bir çözüm arayışıyla, Mamaklı bir komşumuzdan Yılmaz Güney’in ‘Sürü’ filmini temin ettik ve gösterimi 45 dakikalık bir gecikmeyle gerçekleştirdik. Bu aksiliklere rağmen, o gece unutulmaz bir deneyime dönüştü ve açık havada film izleme kültürünü yeniden canlandırmanın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha görmüş olduk.

2012-2018 yılları arasında, İşçi Filmleri Festivali’nin İstanbul, Ankara ve İzmir’deki açılışlarına Diyarbakır da eşlik etti. Böylece festival, yedi yıl boyunca 1 Mayıs haftasında dört farklı şehirde eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Diyarbakır, festivale kendi dinamiklerini ve renklerini katarak bu sürecin bir parçası oldu. Diyarbakır’daki festival ekibi, 5-6 Mayıs 2014 tarihlerinde Çınar ilçesinin Elvendi (Ortaşar) ve Xanika Jer (Aşağı Konak) köylerinde film gösterimleri düzenledi. Köy halkının büyük bir kısmı, ilk kez büyük perdede film izleme deneyimi yaşadı. Özellikle çocukların, beyaz perdede gördükleri görüntülere büyülenmiş gibi bakışlarını fotoğraflarda gördüğümüzde, biz de ‘iyi ki bu yaşananlara katkımız oldu, iyi ki bu festivalin bir parçasıyız!’ dedik.

Yıl 2015

Onuncu Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nde Bir Avuç Cennet filmini göstermek istedik. Filmin gösterimi için izin almak üzere yönetmeni Muammer Özer’e ulaşmaya çalıştık. Ancak kendisi hakkında bilgisi olan kimseye ulaşamadık. İnternette arama yaptığımda 1970’li yıllarda Türkiye’den ayrıldığını, yaklaşık 40 yıldır İsveç’te yaşadığını öğrendim. Sosyal medya platformu Facebook’tan soyadı Özer olan ve İsveç’te yaşayan yaklaşık 40 kişiye tek tek mesaj gönderdim. Neyse ki mesajlardan birisi sahibine ulaştı. Muammer Özer’in oğlu yanıt verdi ve babası ile bizi buluşturdu. İnternet üzerinden görüntülü olarak yaptığımız toplantılarda festivalimizi tanıttık. Türkiye’de yıllardır yasaklı olan ‘Kara Sevdalı Bulut’ filmini göstermemizi önerdi. Muammer Özer’i 2 Mayıs 2015 tarihinde Şişli Kent Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiğimiz açılışa onur konuğu olarak davet ettik. Sahnede ‘Kara Sevdalı Bulut’ filminin başına gelenleri ve dönemin sinema sektöründen önemli ‘şahsiyetlerinin’ onu nasıl yalnız bıraktığını seyircilerle paylaştı. 3 Mayıs günü filmin ilk gösteriminden sonra seyircilerin sorularını yanıtladı. Kendisi ile sinema dergileri de röportajlar yaptılar. Muammer Özer’i ve yasaklı filmini yıllar sonra sinema seyircisi ile İşçi Filmleri Festivali buluşturmuş oldu. Muammer Özer de bizi ‘İsveç’in soldaki yönetmeni’ Bo Widerberg’in filmleri ile tanıştırdı. 1997 yılında ölen Bo Widerberg’in üç filmini sonraki yıllarda programımıza aldık ve bu filmler Türkiye’de ilk defa festivalimizde gösterildi.

Yıl 2020

COVID19 pandemisi döneminde salonlarda festival düzenleme koşulları yoktu. Birçok film festivali bu koşullar nedeniyle düzenlenmedi. Koşulları değerlendirdik ve festivalimizi çevrimiçi olarak
gerçekleştirmeye karar verdik. 2020 yılındaki On Beşinci Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’ni ‘Evde Kalamayanları Gör’ mottosuyla tamamen çevrimiçi olarak gerçekleştirdik. Filmlerimiz sinema salonlarındaki gösterimler gibi ilan edilen saatlerde çevrimiçi olarak gösterildi ve daha sonra gösterimden kaldırıldı. 2021 yılındaki İşçi Filmleri Festivali’nde ise sunucumuzu ve konukları bir stüdyoya davet ederek yine çevrimiçi olarak gerçekleştirdik. En başından itibaren açılış gecelerinde her yıl bir gönüllümüz festival komitesi adına sahneden sesleniyordu. Daha önce fiziki olarak açılışlarımızda bulunamadıkları için festival komitesi adına konuşma yapamayan Almanya’da ve Japonya’da yaşayan iki gönüllümüz, 2020 ve 2021 yıllarındaki çevrimiçi açılışlarımızda komite adına konuşmalar yaptılar.

Otobüs ve Sarı Mercedes gibi çok iyi iki işçi filmini yapmış Tunç Okan’ı festivalimize davet etmek ve retrospektifini gerçekleştirmek istiyorduk. Ancak kendisine yıllardır ulaşamıyorduk. İsviçre’de diş hekimliği yaptığını daha önce kendisi ile yapılmış röportajlardan öğrendik. İsviçre’deki telefon rehberi sisteminden kliniğinin telefonunu öğrendim ve kendisine ulaşarak Cenevre kentinde ziyaret ettim. Kendisi ile sinematek.tv için uzun bir söyleşi yaptım. İşçi Filmleri Festivali’ne davet ettim. COVID19 pandemisi koşulları nedeni ile seyahatler kısıtlanınca, On Beşinci İşçi Filmleri Festivali’ne 2 Mayıs 2020 tarihinde çevrimiçi olarak katıldı ve izleyicilerin sorularını yanıtladı.

Yıl 2023

6 Şubat 2023 tarihindeki büyük deprem felaketi sonrasında yapılan dayanışma faaliyetlerine İşçi Filmleri Festivali’nin gönüllüleri olarak katıldık. 23 Nisan 2023 haftasında Hatay’da çocuklarla birlikte idik. Bir hafta süresince çocuklara filmler gösterdik. 2 Mayıs 2023 tarihindeki On Sekizinci İşçi Filmleri Festivali’nin açılışını İstanbul ile eşzamanlı olarak Hatay’da yaptık.